29 Ekim 2012 Pazartesi

Haydi Bana Rastgele...


Ne kadar düşünürsen düşün , hem de enine boyuna düşün, düşün taşın yolu tamamlayıp yeni sapağa sapmak istediğin an birden gelir ve direksiyonu "çat" diye çevirip yeni güzergaha doğru ilerlemek için
önünde hiç bir engel olmadığını görürverirsin.

Daha önce kurguladığın "o yola saparsam ne olur, yol nerde biter nereye varır, öyle yapsam şöyle olur böyle yapsam böyle mi olur" acaba dediğin şeylerin hepsi  uzayda bir nokta gibi kalır ve sen ilerlersin.
Uzun uzadıya almaya çalıştığın kararların hepsini nihayetinde bir gün aniden alıverirsin.

Rahatlarsın...

Hoş çat diye kararını alırsın ama o kararın arkasında bir sisler yumağı vardır.
Canın yanmıştır günün birinde bir yerlerde

Can yanması ne demektir bilir misin ?

Bilme !

İnsanın canı yanarsa fena yanar, bıçak saplanır yüreğine
alamadığın her karar , değişemediğin değiştiremediğin her vakada biraz daha saplanır o  yaraya
acıdıkça acır
zaman geçtiçe daha da acır

İnsan biraz da mazoşist bir varlıktır, dirençlidir, inatçıdır
Mevcut durum ile ilerleyebileceğine kendini inandırır nedense

Ama yok öyle
Gün gelir yapamadığını kabul edersin

O kabul ettiğin gün aslında rahatlamışsındır
Rahatlamanın ardından aldığın her karar  sana yeni bir kapı açar

"Ohh be" dersin
Kapatıyorum bir devri, sayfayı, defteri, kapıyı neyse artık o kapattığın şeyin adı...

Yeni olan herşey insana huzur verir

Yeni evi , ayakkabıyı, elbiseyi, çantayı almak kolaydır da

Yeni olan şey bir karar ise: somut olmayan bir yolculuğun adı ise ; zorlanırsın.

Gel gör ki, o kararı eninde sonunda alırsın.

Ben kararımı verdim,

Haydi bana rastgele...