29 Ekim 2010 Cuma

Geçmişte bitirdiğim hüznümde hal kalmaz

Jehan Barbur dinliyorum ,yeni aldığım Mac-pro'm ile beraber
ne büyük keyif benim için...

İşte dinlediğim şarkı: NEDEN
Yorgunluktan mı bu halim?
Dusunmek bile zor
Kelimesiz geldiğim fikirler yol almaz

Dagınıklıktan mı bu halim
Durulmak artık zor
Geçmişte bitirdiğim huznumde hal kalmaz

Yaklaşık 1 yıldır,Mac Mac diye sayıklarken ve tocam'ın bana sene sonunda alırız dediği Mac'ciğime Ekim ayı içinde geçirdiğim buhran ile kavuştum.
Ekim 2010'u sadece ve sadece Mac'im ile hatırlamak istiyorum ve baska hicbirsey istemiyorum.
Hatta su an istediğim tek sey hafızam'ın silinmesi.
Kavak yellerindeki Efe gibi olmak istiyorum
Ben eskiden ne ile igilenirdim,nelere sevinirdim ,nelere sinirlenirdim,neleri sorgulardim,neleri sorgulamazdim,nelerden hoslanirdim,onyargilarim nelerdi
neler mutlu ederdi,kimler etmezdi,ne is yapardim,neleri iyi yapardim,ahali beni nasil bilirdi,renkli miydim,renksiz miydim,cahil miydim,peri miydim,neydim ,ne degildim
herseyi,herkesi,hepsini,hepinizi unutmak istiyorum
Sanırım ben tekrar dogmak istiyorum
Mumkun mu ?
Bunun için bir şekilde şu andaki hayatın son bulması mı gerekiyor ,yoksa
evden cıktıgım anda bana bir arabanın carpması ,sonra gozlerimi hastanede acmam ve hatırlamıyorum,hicbirsey hatırlamıyorum demem mi lazım
Atıf yılmaz'ın Arabesk filmi gercek olamaz mı yani ?
Hayatta hersey mumkunse,bu da mumkun olabilir mi?
Kİm cıkaracak beni oldugum durumdan
Gelecek mi bir isaret ?

18 Ekim 2010 Pazartesi

Şekillerim ve Ben

Şekillerim ve ben 30 yaşıma kadar çok mutlu mesut büyüdük,bugünlere geldik
herşey güllük güllüstanlıktı;bacası tüten pembe boyalı evimizde takılıyorduk
ne oldu da birden tokatlar suratıma çarpmaya başladı
Tamam yeter dur dur dur yalvarırım dur kıpkırmızı oldu suratım

Yine hangi dersimi alamamışım hayattan ?
Ne imiş o zamanında göremediğim,anlayamadığım ama şimdi canımı bu kadar acıtan şey?

2008'in Kasım ayından beri sorguluyorum kendimi ...
Çoğu şeyi de keşfettim,çakralarımı tıkayan ana noktaları buldum,onların üzerine gidiyordum,
mutluydum,huzurluydum
kendime ait derinlerde yer alan çıkaramadığım duyguları bir beyin cerrahı titizliğinde çıkarıyordum olduğu yerlerden;
bunu hiç anlayamamışım
anlayamamışım derken; biliyorum ben kalıpları olan bir kadınım
bunu yakın arkadaşlarım da söylerler bana;hatta eylül sonunda asmalımescid de yakup ta kız kıza içerken bu konu ayyuka çıkmıştı
"ama böyle olmaz,kırman lazım kızım kalıplarını"dediler
tamam fakat bu da beni ben yapan şey
ben şekillerimden dolayı kimseyi kırmadım,ah almadım
değil miiii hayat soyle bana kırmadım kimseyi,kendimi
kendimce yaşadığım hayat'ın içinde iyiydim ya iyiydim
neyi öğrenmem gerekiyor
kırılıyorum
uzuluyorum

Hakediyor muyum şimdi ben bu yaşadıklarımı ?
Bu mudur yani ?
İnsan illa ki bir çıkış yaşadıktan sonra inişe geçmek zorunda mıdır ?
O iniş de bu kadar mı acılı olur?
Şimdi daha mı iyi oldu yani;
Kendimi değersiz ve mutsuz hissediyorum
Ne olacak şimdi ?

Gece uzun sürmeyecek değil mi ? İlla ki sabah olacak,gün doğmayı bekliyor değil mi ?

15 Ekim 2010 Cuma

Babayı mutlu etmenin dayanılmaz hafifliği...

Demek ilk yazım Baba başlıklı olacakmış; uzunca bir kuluçka döneminin ardından :ne yapsam, nasıl yapsam,başlığı ne olsa,nasıl olsa da farklılaşsa,konu ne olsa,ne olmasa diye  düşündükten sonra
keskeralaka bir zamanda Toca televizyon seyrederken ,ben bos bos bilgisayarıma bakarken kendimi blogumun arka planı ne olsa diye ararken buldum ...
Neymiş çok uzun uzun düşünmemek gerekiyormuş,bırakmak gerekiyormuş,zamanı gelince kendiliğinden oluveriyormuş...
Herşeyi de böyle bir hayat'a bağlar, kendime dersler çıkarırım.Çoğu zamanda psikopata bağlarım biline :)


Gelelim konunun nasıl Babam'a geldiğine 3 gün önce Antalya da babam'ın yanındaydık
eski 68 kuşağı yeni 68 kuşağı olmayan babam Antalya da 2. evini aldı,biz gitmeden 1 hafta önce kendi başına taşınmaya çalışmış;olmamış tabi
Ben ki 1 ay önce ev taşımış ve ailenin tüm taşınma işlemlerinin olmazsa olmazı ben,tüm alet edevat ne var ne yoksa yüklendik gittik Antalya'ya
Manzara tahminim de iyi olsa da ,iyi değildi aslında...
Neyse detaya girmeyeyim,o kadar yoruldum ki ;şimdi yazarken aynı duyguları yuklenirim hatta yorgunluk duygum da geri yüklenir diye yazmayacağım
Yazacağım şey hissettiklerim;
Babam Antalya'ya taşındığından beri ilk defa içimi huzur kapladı:Ah babam eski kucuk evinde ne yapıyor,Antalya da yağmur yağıyor acaba babam'ın evini su bastımı,hala salonda mı uyuyor,nasıl uyuyor diye dusunmeyeceğim
çünkü bu sefer herşeyi tastamam:mutfağı,banyosu,odaları,yatak odası oldu,tam bir ev gibi oldu.
Öyle bir duygu ki: birden oldu iç sesim konuştu benimle
"Merak etme artık Baban'i Şirin,için rahat olsun"dedi
Nasıl bir yük kalktı üstümdem,neyi tutmusum ki ben boyle senelerce sırtımda ?
Sonra ne oldu da attım onları omuzlarımın uzerinden ?


Her ne idiyse beni yoran o duygu senelerdir: artık yerini huzura bıraktı


En önemlisi de Babam da mutlu oldu, benim babacığım duygularını belli edemez ;ama bu sefer belli etti.Akşamları birer tek attık,"ohh kızım şu su sorununu çözdük ya nasıl mutlu oldum anlatamam" dedi
Daha ne desin ?


Ben ne diyeyim,hissedeyim Babayı mutlu etmenin dayanılmaz hafifliğini...




Sirin B.