30 Kasım 2010 Salı

TOCAM'a




17 ağustos 1999 başlayan yolculuğumuz sırasında kutladıgımız 20.yaş günün  1 Aralık 2010 tarihi itibariyle 31.yaş günün oldu;İlişkimize başlarken ve evlilik kararını verdiğimizde beklediğim tek bir şey vardı 6 ekim 2004 tarihinde günlüğüme yazdıgım o cümleyi sana aynen aktarıyorum :
Huzur istiyorum ve de güven sonsuz güven arkama dönüp baktığımda benimle sonuna kadar olacak birini, hayatımda gelgit istemiyorum.
Bugün de görüyorum ki o küçücük yaşımda aldığım karar hayatımda aldığım en doğru karar olmuş,11 yıllık uzun ama bir o kadar da kısa yaşantımıza sığdırdığımız anılarımızla bugün BİZ olduk.Beraber büyüdük toca,bugün neyimiz varsa biz yaptık,bugün ben de ne olduysam seninle oldum,sen de benimle oldun.Mutluluk da bu kadar basitti aslında yanında doğru partnerin varsa...

Can Yücel SENINLE YAŞLANMAK ISTIYORUM yazısında BENZERleri tarif ediyordu:
Çektiğimiz sıkıntılarla acılarla ,yaşamayı ; birbirimize sarılıp destek olmayı, parasız dönemlerimizin ardından elimize geçen ufak paralarla mutlu olmayı öğrendik.
Kadıköy de Hera da ,Balıkçılar çarşısında;Taksim de Bir buçukta asmalımescid de nevizade de başbaşa geçirdiğimiz haftasonlarımız,
kafamıza estikçe gittiğimiz Moda'mız,alışveriş krizi geçirdiğimde gittiğimiz dükkanlar,
ama evimizde geçirdiğimiz zamanları hiçbirşeye değişmem;çünkü orası asıl BİZ olduğumuz yer
Akşamları mısırımızı patlatıp ,yanında bira içmek ,film seyretmek,
sabahları klasik jazz eşliğinde yaptığımız kahvaltılarımız
sen televizyonun karşısındaki koltukta, ben yanındaki koltukta okuduğumuz kitaplar,
uykum gelince yanına geldiğim kedi misali hallerim
senin uykun geldiğinde :) benim uykum olmasa da yattığımız yatağımız...
Bizbize olmak bizi hiç sıkmadı,sıkmayacak da biz beraberken yetiyoruz kendimize, dolduruyoruz birbirimizi.
Saçlarımıza ilk aklarımız düştü,geri dönüş yok düşmeye devam da edecek belki o saçlar da gidecek
sonra sana saç ektireceğiz :),ben sürekli farklı renklere boyayacağım saçımı ;sen beni hayretle izlemeye devam edeceksin belki bir gün eve senden kısa saçlarla geleceğim :olmaz mı olabilir ?
sen de şaşırmayacaksın işte benim kadınım diyeceksin.
Hastalanacaksın evde ben olduğum için ilaç almana gerek olmayacak ;çünkü ben olacağım
Ben hep olacağım bu hayatta tam yanında...
Daha yapacak ,yaşanacak çok şeyimiz olacak
10 yıl sonra bu yazdıklarıma eklenecek o kadar çok şey olacak ki...
Güzel günlerimize,
İyi ki doğdun Tocam,
Seni Çok Seviyorum
Kadının






27 Kasım 2010 Cumartesi

Ballı Süt



Evde Semih Kaplanoğlu'nun üçlemesini yapmak yolunda hızla ilerlemek üzereyim,yumurta kaldı geriye kullanmadığım o da her hafta sonu kahvaltımızın olmaz ise olmazdır aslında ama bu hafta kapsamının dısında kaldı malesef...


Bu hafta Tocam 11 yıllık birlikteligimizde gordugum en agır gribini geciriyor;oksuruk,tıksırık,ateş...
Ben de herkesin sahip olmak isteyebilecegi bir hasta bakıcı modunda,gorev bilinci içinde yanıp tutusan merhametli bir hayat arkadaşıyım,eşim,bakıcıyım,mukemmel bir geyşayım ya da benzeri ne sıfat varsa oyum...
Hatta tocama şirkette ,"çok hastasın abi evde ilaç var mı" demişler 
toca da "yoo evde karım var" demiş
Bunu duydugumda  düşündüm, ne hissedeceğimi bilemedim
Ama yüzümde bir tebessüm olustu
Tocam bana o kadar güveniyor ki, 
Ona bir cocuk edasıyla bakacagımı biliyor
Baktım da,bakıyorum da ,bakacagım da...


Sonra da düşündüm
Bir erkek ile bir çocuk arasında ne fark var diye?


Çocuk: size muhtaç bir varlık 
Erkek: o da eşine muhtaç bir varlık değil mi ?
Evde yemegin her daim hazır olması,temiz çamaşırlar,psikolojik destek
çocuk ve erkek için yapılan ortak temalar değil mi ?


Ya da düşünürüm zaman zaman biz kadınlar yaptıklarımızla ;aşırı görev bilinci ile kendimize muhtaç hale mi getiriyoruz partnerlerimizi ,yoksa onlar zaten çocuk gibi olduklarından bizlerden mi bekliyorlar zaten ?
Tamam tamam tüm kadınlar adına konuşmayayım 
Benim fedakarlığım,sorumluluklarımın sonucumu bu yoksa?


Karmaşık bir ikilem ,eylemin arkasındaki motivasyon;neyin ,neden ,kime yapıldığı,hangi şartlarda yapıldığı,yapan kişinin DNA'ları ;
siz bunları partneriniz için yapıyorken hayatta partnerinizin sizin için yaptıkları yani karşılıklı alışverişiniz hepsi denklemin birer parçası...




Oooo lafı çok uzatmışım
Tocanın ilac saati geldi,oksuruk'u içinde ballı sut yapacağım daha :)


sevgiyle
Sirin B.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Araf


7 yıldır çalıştığım şirketim ilk defa beni yurt dısına yolluyor o da  Kurban Bayramı tatiline denk geldi;
hani ne derler buna "Fakir hırsızlıga cıkmış ay akşam dan dogmus" :)
Ya da olumlu pencereden bakarak soylersem: gitmeye o kadar cok ihtiyacim olan bir zamanda cikti ki bu Ingiltere seyehati,olmaz ise olmazdi
ama Tocam evde kaldi :(

Kac gundur haberler -her zamanki gibi abartılı-bilgilendirmelere yaparak  ,bizlere de paranoya olusturdular:
saat 08.20 deki ucagim için saat 04.20 de havaalanındaydim.Hayalimde kilometrelerce uzun kuyruklar vardı,ben de  uzun kuyruklarda nasıl one gecerimin senaryolarını kuruyordum ki,ilk guvenlikten gecmem 3 dk surdu o da aslında 1 dk. da ayakkabılarımı cıkartmak zorunda kaldım,yanlıs ayakkabı secimi olmus. Ben Inilterede hava yagisli diye en kalin botlarımı giydim ,bakalım donuste Ingiltere havaalanında hangi guzel hikayelere imza atacagım...
Tabi 4 saat once havaalanına gelince check-in masası acik degildi :)
Ama bu cok guzel bir fırsat oldu ,insanları seyretmem ve onların hayatlarına dair kafamda oykuler olusturmak icin;hatta 3 gun burda kalsam ne guzel olurdu
Burada Araftayım
Su an memleketi olmayan bir insanın tam aradayım ,ne TR de ne UK de...

Uyrugunu bildigim bilmediğim dunya insanlarım:
Kimi hayatının en mutlu anını yasıyor,
Kimi hayatında belki de son kez gorecegi kisinin yanına gidiyor,
Arkamda bir cocuk viyaklıyor ama Turkce degil,
Karsimda 3 kız arkadas dedikodu yapıyor;sanırım Roma'ya gidecekler.Romada tanısacakları Italyan erkeklerinin hayellerini kuruyorlardır herhalde,
Yanımda bir adam sucuklu tost yiyiyor (ıyk!!! )
Diger yanımda bir adam ve bir IPAD var, ( benimde olmalı bir tane IPAD im diye dusunuyorum,cok afilli dogrusu )
Sevgicikli Japonlar
Kızgın aileler
Sevimli babalar,gergin anneler 
Farklı olmaya calısan garson boy oglanlar
12-16 yas civarı kucuk kadıncıklar
ve
Bu anlarını kaleme alan Ingiltere yolcusu ben.

Bugun tek istegim,otelime yerlestikten sonra Cheltenham sokaklarında yurumek ,yurumek,yurmek  hatta kimsenin olmadıgı sokaklarda bagıra bagıra sarkı soylemek
...

12 Kasım 2010 Cuma

Sorular ?

Gitmeliyim artık,geçmeliyim kendimden

Kendimden kaçabilir miyim ? 
Düşüncelerimden uzaklaşabilir miyim ?
Ruhumu ilk doğduğum gune çevirebilir miyim ?
5 Şubat 2009 da olduğum gibi yeniden doğabilir miyim ?
Aşamadıklarımdan 1 gece de uzaklaşabilir miyim ?


Soru sormayı unutabilir miyim mesala ?
Ya da düşünmeyi ?
Bunun için illa delirmek mi gerekiyor ?
Saatin zemberiğinin atması şart mıdır yani ?

İnsan 30 yaşında yorulur mu ?
Ben yoruldum
Kendi kendime sorguladığım düşüncelerimin altında kaldım
Çıkamıyorum
Üzülüyorum hem de çok

Eyyy yüce Allah'ım
tamam pes ediyorum
game over...

Bundan sonra hiçbir beklentim yok,hiçbirşeyden
Olacağına da inanmıyorum zaten

Bu muydu beni getirmek istediğin nokta

Sen kazandın
Ben kaybettim



7 Kasım 2010 Pazar

Buzdolabı-Zihin ikilemi

"Buzdolabınız ne kadar dağınıksa zihniniz de o kadar dağınık" demektir. Anonim

Çok olmadı bu cümleyi okuyalı,nerde okuduğumu hatırlayamıyorum zira şu son 1 ay ayda o kadar farklı yerleden o kadar çok şey okudum ki: rüyamda mı gördüm,bir makalenin içinde mi geçti ? Herneyse nereden aklıma oturduysa çok etkiledi
Okuduğum zaman hemen açtım buzdolabımıza baktım,manzara korkunçtu
  • son kullanma tarihi geçmiş konserveler
  • bozulmuş ama bozulmak ne kelime bozulmak denmez ona başka yaratıklara dönüşmüş sebze ve meyveler
  • açılmış  ama kullanılmamış ve de doğal olarak bozulmuş sütler
  • tazeliğini çoktan kaybetmiş tencere yemekleri
  • 2 tane yoğurt biri peynir olmuş diğeri allahtan taze
Hmmm evet dedim kendime sanırım bu söz doğru,kendim gibi dolabı da dağıtmışım
TOPARLANMA zamanı gelmiş,geçmiş,gitmiş ,onu gittiği yerden geri çağırıp düzeltsem fena olmayacak
Gün bugünmüş
Pastırma yazının son güzel günlerinden Pazar günüymüş

Eeee ne oldu şimdi? Buzdolabı temiz ,pak,olmaması gerektiği kadar düzenli
Dün evi de temizledim,toparladım

Ben ?
Zihnim ve buzdolabı arasında nasıl bir bağlantı var ?
Zihnim dolabı gördü ve o da kendini mi toparlayacak şimdi ?
Son kullanma tarihi geçmiş duygularım çöpe atılacak;zihnimdeki karışmış raflarda yer alan düşünceler
sınıflandırılacak,ağzı açık kalmış kullanılmamış hisler gidecek yerine yenileri konulacak
Oyleyse guzel,bekliyorum yapsın bakalım

Bu kadar kolaymıydı,ohh be ne zamandır bunu bekliyordum ya
iyi ki okudum o anonim yazıyı
her kim yazdıyda benim gözümde Edison da daha değerli şu an

Bu kadar basit miydi gerçekten
Ben yine çok mu ciddiye aldım odevi mi ?
Allahtan temizlenmek basitmiş...

6 Kasım 2010 Cumartesi

Fırın Helva

Ekim ayının bitmiş olması üzerimde nasıl bir hafiflik yarattı anlatamam
yani mutluluk bazen bu kadar basit olabiliyor ya,bayılıyorum bu duruma
Ekim 2010 bittigi ,gittigi için cok mutluyum
Kasım ayı güneş ile beraber geldi ,Ekim ayı gibi puslu,soğukiyağmurlu da değil
daha ne olsun ?
Ne kadar basti değil mi ?
Insan hayattan ne bekler ki, hava güneşli olsun yeter !
Hayır hayır bu cümleleri sarf ettiğime bakmayin ben değilim bu...

Herneyse ben yemek tarifi vereceğim,o yüzdem yazıyorum bu yazımı.
Ben yemek yapmayı çok severim,mutfak benim alanım kimse karışsın istemem
toca da zaten hiç anlamaz
muhteşem bir ikliyiz yani ,hatta hiç inanmadığım "bir elmanın 2 yarısıyız" sözünü mutfak için kullanabilirim.

Bu seneki Göcek tatilimizde fırında sıcak helvayı keşfettik ,keşfettik derken o kadar güzel fırın helva yedik ki, tocam "bundan evde de yapsana" dedi.
Yemek yapmayı seviyorum ya,"tabi yaparız" dedim.
Internette araştırma yaptım ,hiçbirşey anlamadım.
Biri süte batırın diyor, oran vermiş yok şu kadar helva bu kadar bu ,o falan
diğeri tahin dök diyor,nereye tahin döküyorum anlamadım ki ben

Sıcak helva bu adı üzerinde ne kadar zor olabilir ki ? Koska helva alınır ,fırına verilir, erimesi beklenir

Ben de bugün akşam, köri soslu kremalı tavuklu makarna + püre yemeğimizin üzerine fırın helva yapmaya karar verdim.

Eyy yemek siteleri karmaşa yaratmaya gerek yok,sitelerde yer alan her yemek için kasmanıza da gerek yok
Fırın helva hazırlanısı ve sofraya gelişi arasında 30 dk var
bunun hazırlık kısmı da 2 dk hem

Tarifi veriyorum
Koska helva sade
Süt
Ceviz

Güveç kabına göz kararı helva konulur
Çatalla ezilir
Azıcık süt eklenir helva iyice ezilsin diye
Pürüssüz hale getirilir helva
Üzerine ceviz konulur

Fırına verilir
Uzeri yanınca fırından alınır

Hepsi bu

Artık hangi konuda doping istiyorsanız, o niyetle yenilir

Afiyet Olsun..

Yalnız resim konusunda şu an acemiyim
Helvayı parça pincik ettikten sonra aklıma geldi resim çekmek