27 Kasım 2010 Cumartesi

Ballı Süt



Evde Semih Kaplanoğlu'nun üçlemesini yapmak yolunda hızla ilerlemek üzereyim,yumurta kaldı geriye kullanmadığım o da her hafta sonu kahvaltımızın olmaz ise olmazdır aslında ama bu hafta kapsamının dısında kaldı malesef...


Bu hafta Tocam 11 yıllık birlikteligimizde gordugum en agır gribini geciriyor;oksuruk,tıksırık,ateş...
Ben de herkesin sahip olmak isteyebilecegi bir hasta bakıcı modunda,gorev bilinci içinde yanıp tutusan merhametli bir hayat arkadaşıyım,eşim,bakıcıyım,mukemmel bir geyşayım ya da benzeri ne sıfat varsa oyum...
Hatta tocama şirkette ,"çok hastasın abi evde ilaç var mı" demişler 
toca da "yoo evde karım var" demiş
Bunu duydugumda  düşündüm, ne hissedeceğimi bilemedim
Ama yüzümde bir tebessüm olustu
Tocam bana o kadar güveniyor ki, 
Ona bir cocuk edasıyla bakacagımı biliyor
Baktım da,bakıyorum da ,bakacagım da...


Sonra da düşündüm
Bir erkek ile bir çocuk arasında ne fark var diye?


Çocuk: size muhtaç bir varlık 
Erkek: o da eşine muhtaç bir varlık değil mi ?
Evde yemegin her daim hazır olması,temiz çamaşırlar,psikolojik destek
çocuk ve erkek için yapılan ortak temalar değil mi ?


Ya da düşünürüm zaman zaman biz kadınlar yaptıklarımızla ;aşırı görev bilinci ile kendimize muhtaç hale mi getiriyoruz partnerlerimizi ,yoksa onlar zaten çocuk gibi olduklarından bizlerden mi bekliyorlar zaten ?
Tamam tamam tüm kadınlar adına konuşmayayım 
Benim fedakarlığım,sorumluluklarımın sonucumu bu yoksa?


Karmaşık bir ikilem ,eylemin arkasındaki motivasyon;neyin ,neden ,kime yapıldığı,hangi şartlarda yapıldığı,yapan kişinin DNA'ları ;
siz bunları partneriniz için yapıyorken hayatta partnerinizin sizin için yaptıkları yani karşılıklı alışverişiniz hepsi denklemin birer parçası...




Oooo lafı çok uzatmışım
Tocanın ilac saati geldi,oksuruk'u içinde ballı sut yapacağım daha :)


sevgiyle
Sirin B.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder