Koca EVREN de ben neyim ? Ya da koca BEN içinde evren nerde ?
Çok mu büyüğüz,çok mu küçüğüz
Bunlarin bir önemi var mi ?
Her gün karşılaştığımız iletişimde olduğumuz onlarca insan günlük rutinleri dışında - işe git, okula git,eve gel,ne yiyeceğini düşün vb.. - ne yaparlar, ne düşünürler?
Belki bizim ülkemizde boyle ama ben etrafımda mutlu yuzler goremiyorum
Siz de gozlemleyin akşam işinden evine giden hadi okuldan eve giden olsun ya da aylak aylak dolaşmış evine giden insanlar olsun farketmez,
yuzlerin çoğu umutsuz bugununden ,
geçmişlerinden de hayır gorememislerdi zaten
gelecek ise vahim!
Küçük hesaplar peşinde geçiyor zaman.
Nelerin bizim hayatimizdan caldigini kesfedip,onlari sevgiyle birakma zamani
dünyanin en basit eyleminin aslinda yazildigi gibi kolay gerceklesmedigini yasayanlar bilir
bunu basarabilenler ise bu huzura kavusmanin verdigi yeni hayat ile yollarina devam ederler.
Dünya sevgi üzerine dönüyor, sevgi sonucu dünyaya geliyoruz
Hellallik almadan defnedilmiyoruz
Koca evren de bir kum tanesiyiz dostlar; ciddiye almadan hayati,kendinizi nerde -nasil- saf (katıksız) kendiniz gibi hissettiginizi bulmaya var misiniz ?
2008 senesinin sonunda başladığım sprituel yolculuğum tam zamanli devam ediyor.
Her gun yeni seyler kesfediyor ve uygulamalari hayatima sokuyorum,niyet ediyorum.
O kadar cok mucize ile karsilasiyorum ki; bunlari bugun düşündüğümde anlayabiliyorum ancak
zaman içinde yasadiklarimi ben de anlayamadigimi görüyorum.
Evren'nin mukemmel düzeni karsisinda boynum kildan ince
Ama mukemmellik bize degil yaradan'a mahsus bir sey,onun gibi olmaya calismak beyhude bir çabadan oteye gecemiyor.
Birakin yuklerinizi
siz birakmaya niyet ettikten sonra , hayatiniza girmesi gereken insanlar/olaylar kendiliginden giriyor ya da sevgiyle gidiyor.
Bu bir oyun
Hadi oynayalım, hic yorucu bir oyun degil
***
3 Kasım 2011 Perşembe
11 Ekim 2011 Salı
Bir Varmış Bir Yokmuş
Yağmurlu bir pazar sabahına uyanmisken;
Kış'ı ozlediğimi ve kapali havalarin huznunu sevdiğimi itiraf ediyordum kendime
Ben bunlari dusunurken neler oluyordu disarda ?
yeni hayatlar var oluyor, var olan hayatlar da baska hayatlara yelken aciyordu
baska hayatlara yelken acanlardan biri benim dedemdi.
An gelir ....
Anilarinizin da yok oldugunu hissedersiniz
Bir devrin kapandigini, hicbirseyin eskisi gibi olmayacagina gorursunuz.
Uzulursunuz...
Elinizden uzulmekten baska birsey gelmez cunku.
An gelir...
Goz yaslariniz da anlamsizlasir.
An gelir...
Gecmisin sizin icin ne kadar guzel gectigini bir kez daha teyid eder bakarsiniz etrafa
bunun icin sukredersiniz
ama bu da acinizi dindirmenize yetmez.
An gelir...
Hafizaniz keske daha fazla sey hatirlasa diye dusunursunuz
Resimleri bulmaya calisirsiniz
Hatirlarsiniz da bazi seyler hayal meyal
ama daha fazlasini hatirlamak icin de uyursunuz, belki ruyalariniz yeni seyler isaret eder size
An gelir...
Ölürsünüz
Ölüm cok soguk gelir
sevdiginizi oraya birakmak istemezsiniz
ama
An gelir dedem ölür...
yapacak hicbirseyiniz yoktur.
Kış'ı ozlediğimi ve kapali havalarin huznunu sevdiğimi itiraf ediyordum kendime
Ben bunlari dusunurken neler oluyordu disarda ?
yeni hayatlar var oluyor, var olan hayatlar da baska hayatlara yelken aciyordu
baska hayatlara yelken acanlardan biri benim dedemdi.
An gelir ....
Anilarinizin da yok oldugunu hissedersiniz
Bir devrin kapandigini, hicbirseyin eskisi gibi olmayacagina gorursunuz.
Uzulursunuz...
Elinizden uzulmekten baska birsey gelmez cunku.
An gelir...
Goz yaslariniz da anlamsizlasir.
An gelir...
Gecmisin sizin icin ne kadar guzel gectigini bir kez daha teyid eder bakarsiniz etrafa
bunun icin sukredersiniz
ama bu da acinizi dindirmenize yetmez.
An gelir...
Hafizaniz keske daha fazla sey hatirlasa diye dusunursunuz
Resimleri bulmaya calisirsiniz
Hatirlarsiniz da bazi seyler hayal meyal
ama daha fazlasini hatirlamak icin de uyursunuz, belki ruyalariniz yeni seyler isaret eder size
An gelir...
Ölürsünüz
Ölüm cok soguk gelir
sevdiginizi oraya birakmak istemezsiniz
ama
An gelir dedem ölür...
yapacak hicbirseyiniz yoktur.
7 Ekim 2011 Cuma
Apple ile benim hikayem ayrı belki de ayni
2009,Ocak
MBA araştırmalarim hizla devam ediyor, nerede yapacagimi biliyorum ama finansallari da denk getirmem lazim.Her yonu ile enteresan bir donem icindeyim. O zaman kurdugum baglantilarin 2011 Ekimine etkilerinden haberim yok henuz.
2009,Şubat
Mihenk tasi bir yıl ve ay, karar veriyorum ne yapacagima, 3. gozum aciliyor ve adim atiyorum.
2009,Mart
"Bilgi" deyim, tekrar ogrenci olmak harika bir duygu, derslere girmek ,yorumlarda bulunmak,outlook maili disinda birseyler daha okuyabilmemnin insana kattigi tarif edilemez o duygu.Olmak istedigim yerdeyim.
İşletme yönetimi dersi: Metehan hocam tam bir Apple tutkunu,evindeki Apple'lardan bahsediyor
ipod diyor, mac diyor zaten iphone'u var bende de samsung telefon :
telefon dedigin konusmak icindir arkadas fotograf cekmesi bile gereksiz dusuncesini siddetle savunuyorum etrafima o donemde...
Metehan hocam devam ediyor :"Steve Jobs diyor bu sefer yirtti iyi gorunuyor" diyor.
Hemen not aliyorum Steve Jobs arastir...
İşte böyle tanisiyoruz; eve gidince ilk is google'a Steve Jobs yazmak oluyor ve stay hungry stay foolish videosunu izliyorum.Sonra garajdan bu gunlere gelis, uzun zamandir birseyden bu kadar cok etkilenmemistim diyorum kendime ve derinlemesine arastirmalarim basliyor
Apple'a olan ilgi artiyor, bir hissedar gibi adim adim takip ediyorum, Metehan hocam da cok yardimci oluyor
gelismeleri yorumluyoruz beraber.
Farkinda degilim marka'ya tutku ile baglanmaya basliyorum bir sarmasik gibi beni kendine cekiyor ; ama fillen kullandigim herhangi bir Apple ürünüm yok hala.
Sene sonuna geldigimde, temel seviyeden ileri duzeye geliyorum ve yilbasi hediyem "Iphone 3GS"
Bu kucuk ama koskoca alet hayatimi nasil degistirecek bilmiyorum ilk basta korkuyorum, kullanabilecek miyim bunu ?
Sonra hayatimin nasil degisitigini detayli anlatmayacagim ama sunu soyliyecegim tek cumle
"Yaşam tarzim degisti"
3GS den 7-8 ay sonra Mac Book pro giriyor hayatima ; konu sadece Iphone degil Apple ile baslayan ürünleri ile devam eden bir seruven ama ilk baslangic fikirlere duydugum hayranlik...
Ben akilli muhendisleri severim
Dun de facebook'ta bir arkadasimin statusunde gordum
"Bir muhendis öldü" diyordu evet cok dogru bir muhendis öldü dunyanin seyrini degistirmis bir muhendis.
26 Eylül 2011 Pazartesi
"O"sun...
Neyi özlersen "O"sun...
Yalan söyleyen insanlar cogunlukla hayatta olmak istedikleri kendilerinden bahsederlermiş,
Babam da hep şöyle söyler zaten ve bu söz hep kulaklarımdadır:
"Bir insan neden fazla bahsediyorsa o kendinde yoktur kızım"
Namussuz insan en çok namustan bahseder
Güvenilmez adam güvenden
Samimi olmayan samimiyetinden
En çok konuşan insanlar boş insanlardır
Bilen insan bilmeyen kadar konuşmaz dinler
Parası olmayanın sürekli paradan
Güvensiz olanın ise güven üzerine yaptığı sohbetleri hep bu yüzdendir
daha doğrusu bu yüzdenmiş...
Etrafınızdaki insanlarin en fazla söyledikleri seylere dikkat edin,bu hem cok keyifli bir aktivite
hem de size etrafınızı daha iyi tanıma firsatı vereceğini düşündügüm bir alıştırma.
Gördükleriniz eminin cok ilginizi cekecek.
Sonra özlemini cektiklerinizi düşünün: soyut -somut herseyi
bunların icinde kısa vadede yapılabilecekler ve uzun vadede yapılabilecekler,
sizin elinizde olacaklar ve olamayacaklar olacak
Kağıdı kalemi alın ve listeyi hazırlayın...
Özlemi çekilenler ile kavuşmak dileği ile...
23 Ağustos 2011 Salı
Olmuyorsa Zorlamayacaksın
Olmuyorsa Zorlamayacaksın.
Olsun istersin…
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır;
Değer verirsin, ödün verirsin,
Sevgiden de öte saygı gösterirsin,
Olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş,
Ne de çözüm için birşeyler yapma gayretinde.
İştir;
Sabahlarsın, 'olsun' diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
Dosttur;
Hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler,
Kendine ayırmadığın onca şeyi ona ayırmaya çalışırsın…
Sonra olayın içinden kendini çıkartır,
Şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın…
Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…
Can Yücel.
19 Ağustos 2011 Cuma
Başarı
Az önce bir arkadaşım paylaştı çok beğendim;
Aşağıda Ralph Waldo Emerson`ın başarı tanımına kulak verelim:
BAŞARI;
Aşağıda Ralph Waldo Emerson`ın başarı tanımına kulak verelim:
BAŞARI;
Sık sık gülmek ve sevmektir.
Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır.
Dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır;
Herkesteki en iyiyi bulmaktır;
Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır;
İş veya sosyal hayatta tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir.
İşte bu başarılı olmaktır...
İşte bu başarılı olmaktır...
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Çok'luluk
Başlık tam oturdumu birazdan yazacaklarım için çok emin olamadım ama neden "çok"u kullandığımı şimdi daha iyi anlayacaksınız sanıyorum...
Hani Master Kart reklamı vardı
sinema: 30 ytl
akşam yemeği: 100 ytl
güzel bir mazarası olan süit: 500 ytl
sonra bazı duygusal sahneler ve
son soz'un içinde ****** 'nin değeri "PAHA BİÇİLMEZ" cümlesi geçiyordu
migros da sevgili arkadaşlarımı görüp sohbet etmişim:çok da iyi gelmiş
eve donerken toca ile karşılaşmışım: şahane
Ben de susmuyorum ama
Toca ile kacirdiklarim zamanlardan bahsettim sadece bugun
ya diger kacirdiklarim
ailemden caldigim: babami arayacaktim,arayamadim
dostlarimdan caldigim
gundemden caldigim:memleket aldi basini gitti, birseyi takip edemiyor,adam akilli yorumlar yapamiyoruz
kitaplarimdan caldigim:okunmamis kitaplarim bana baktikca icim aciyor
Şükret diyor iç sesim
saydigin herseye sahipsin işte daha ne
Değişmek,değiştirmek senin elinde...
Hani Master Kart reklamı vardı
sinema: 30 ytl
akşam yemeği: 100 ytl
güzel bir mazarası olan süit: 500 ytl
sonra bazı duygusal sahneler ve
son soz'un içinde ****** 'nin değeri "PAHA BİÇİLMEZ" cümlesi geçiyordu
- İş den eve gelmişim saat 18.00 da
migros da sevgili arkadaşlarımı görüp sohbet etmişim:çok da iyi gelmiş
eve donerken toca ile karşılaşmışım: şahane
- saat 19.00 olmus sofraya oturmuşum
- yemekler yenmiş bitmiş , ortalık toparlanmış saat 20.00 olmuş
- toca'ya denmiş ki benim yarın ki sunuma hazırlanmam lazım cok surmez
- sunum hazırlıkları başlamış
- gtalk açık, twitter acik, facebook acik
- bir yandan sunum hazırlıyorum bir yanda da sosyal medya ağlarından gundemi takip ediyorum, yorumlar yapıyorum,
- uzaklarda can dostum var ara ara ona bir kaç cumle yazmaya calisiyorum
- unutmadan bu arada tocaya gtalk hesabi aldim,grup chat yapacagiz sevgili arkadaşlarımızla
- bu arada mailler geliyor, onları cevaplıyorum
- ben cevapladikca mailler daha da geliyor
- sunumun bitmesi lazım bitmiyor
- araya bir kaç uzerinde dusunulecek mail geliyor, tamamlıyorum
- tamam da sunum bitmedi
- bir yandan da tocam leyla ile mecnun seyredip guluyor, ona mudahil olabilmek icin replikleri kacirsam da : ne oldu ? o kimdi şimdi ? kime ne dedi ? kiz amerikadan donmedi mi ? gibi dizi seyredeni sıkıntıya sokacak sorularin yanitlarini bularak tocam ile iletişime geçmeye çalışıyorum
- sonunda sunum bitti
- ama dizi de bitti
- ben saat 20.00 den beri oturdugum yerdeyim
- yok yok degilim bir ara kalkıp kahve aldim ,ictim
- saat'e bakıyorum 23.15
- toca kitap okuyor
- ben su an bu yazıyı okuyorum
- saat 18.00den sonra tüm gün görmediğim tocam ile gecirdigim kaliteli zaman sayısı olan 15 dakika paha bicilmez...
Ben de susmuyorum ama
Toca ile kacirdiklarim zamanlardan bahsettim sadece bugun
ya diger kacirdiklarim
ailemden caldigim: babami arayacaktim,arayamadim
dostlarimdan caldigim
gundemden caldigim:memleket aldi basini gitti, birseyi takip edemiyor,adam akilli yorumlar yapamiyoruz
kitaplarimdan caldigim:okunmamis kitaplarim bana baktikca icim aciyor
Şükret diyor iç sesim
saydigin herseye sahipsin işte daha ne
Değişmek,değiştirmek senin elinde...
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Dayım'a sadece Dayım'a
Sizin için "çok şey" ifade eden bir insanın doğumgününü nasıl kutlarsınız ?
Tırnak içinde yazdığım çok şey gerçekten çok şey,say desen sayamazsın ama bilirsin...
Ben biliyorum ve sayıyorum:
Ilk anne dedigin
Koynunda uyuduğun
Oyunlar oynadığın
Kalamış parkında koştuğun
Sabah gözünü ilk onun odasında açtığın
Arkadaşlarının arasına karıştığın
Çocukken her pazar yolunu gözlediğin
Büyüdüğünde yüreğine taşıdığın
Ne zaman zorda olsan hisseden
Herkese ama herkese yetişen
Gurur duyduğun,rol model aldığın
Aşk acısı çektiğinde koştuğun
O mutlu olduğunda mutlu olduğun
O'nun üzüldüğünü hissettiğinde kahrolduğun
kişi benim DAYIM'dır: canımdır
Ben duygularını kağıda daha rahat dökebilen bir insan olarak (belki bunları ona soyleyemeyeceğim yine) ama beni bilenler bilsin...
Do;
Bu hayat'a senin yeğenin olarak gelmek en büyük lutuflardan biri bana
Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun ?
Şirin B.
24 Temmuz 2011 Pazar
Say Goodbye with words
Gündem o kadar hızlı değişiyor ki artık neyi nerde yakalarsak onun uzerinden ilerleyebiliyoruz,konuları derinlemesine anlamak ve sorgulamak icin zamanı farklı boyutta yaşamak gerekiyor sanki...
Haftasonu gelince kendimce güvenilir bilgi kaynaklarından gerekli yüklemeleri yapıyorum,bu haftasonu da öyle başladı,
Hatay da töre cinayetine kurba giden Ceylan'ı düşünüyordum: Adana otogarında kaçmaya çalışırken "Eşimle konuşuyorum bırakın beni " diye çırpınan çaresiz sesini ve vurulup oda da ölüme terkedilmişken bir ana yüreği nasıl dayanırdı buna ? bu nasıl bir analıktı ? bu nasıl bir insanlıktı ?
Böyle bir vahşete hangi yürekler dayanırdı ?
Nasıl olurda kızını korkunç bir katliama göz göre göre kurban vermiş bir ananın gözünden yaş bile gelmezdi ?
Ece Temelkuran'nın genel seçimlerden önce televizyon da haykırdıği gibi
Siz ne zaman,nasıl bu kadar zalim oldunuz ?
Meydanlarda "3 çocuk" hönkürmesi yapan zihniyetlerin bu vahşet için dinimizde töre'ye de vahşete de yer yoktur demesini beklenmez miydi?
Öyle olmuyor işte,durum tam tersi kimse mağdurun yanında olmak istemiyor artık
2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde yapılan KadınIst toplantısı kapsamında
"Eşit Değiliz dendikçe Ölüyoruz" başlığını hatırlatan kadınlar dertop edilip susturulurken,salondaki diğer kadınlar iktidar lehinde sloganlar atmışlardı
Şimdi Ceylan'nın anasının gözünden yaş gelmemesinin sebebi çok daha açık değil mi?
Bunları düşünürken TV de son dakika haberi AMY WINEHOUSE ÖLDÜ.
Yazısı ile çarpıldım
Bir dakika,kesin haber değildir belki
Hayır doğru
Bu dünyanın yükünü genç bedenine sığdıramadı ve AMY de gitti, Yavuz Çetin gibi Kurt Cobain gibi Janis Joplin gibi erken gitmeyi tercih etti
Evet onlar bağımlılardı ;ama çoğunluktan farklı bakıyorlardı dünya'ya dünya da onlara o yüzden onlar sıradışılardı,farklılardı,imzalarını attılar ,misyonlarını tamamladılar ve bitti
Bizler için erken ayrılışlar bunlar,yaptıkları bizlere yetmediği için ama bizi kim takar onlar kendilerine yetmiş,daha ne olsun...
Şimdi iç içebildiğin kadar,çek çekebildiğin kadar vur dibine dibine bulunduğun cennetinde kara kız...
21 Temmuz 2011 Perşembe
İnsan kime benzer ?
Bu başlık şu saate ( yani bir perşembe günü akşam saat 21.00 da) ocakta yemek yaparken aklıma geldi.
Annem de hafta ortasında işten geldikten sonra akşamın rutin işlerini tamamladıktan ve ev sakinleri kendi özellerine döndüğünde mutfakta ertesi günün yemeğini yapardı...
Ben de şu an aynısını yapıyorum.
Bunu bana kimse öğretmedi,eee bu akşam ne yiyiyoruz diye kimse sormadı
-Peki nerden geliyor bu ?
-Genlerden muhtemelen
Ama bu "genlerden"olayı beni tatmin etmiyor işin açıkçası
Anaç bir kadınım kimsenin aç kalmasını istemiyorum
Yemek yapmayı seviyorum
Yemek yedirmeyi seviyorum
İş kadını değil ev kadını olmalıymışım
Hangisi ?
Ya da sadece şu kadar basit mi ?
Anneme benziyorum nokta.
Peki illa ki bazı özelliklerimiz birilerine mi benziyor bizim
Benzeye benzeyemi büyüyoruz
Ben benzemeye daha meyilli oldugum için mi soyadım Benzer oldu :) ?
Aslında kitaplara düşkün oluşum babama benzediğim için
Sorumluluk duygum, aile bağlılığım dayıma benzediğim için
Ben bir BENZERS oluşumuyum demek mi oluyor bu
Kim bana benziyor ? bu durumda sadece kardeşim mi ?
Gerçekten insan kime benzer ?
19 Temmuz 2011 Salı
2 Şezlong 3 Şemsiye
Tatil denince akıllara ne gelir ?
Deniz?
Havuz?
Kızgın kumsaldan buz gibi sulara atlamak?
Yaylada yeşillikler içinde uzanmak?
Tarihi yerlerde bulunmak?
Yurtdışında yeni yerler keşfetmek?
Adrenalini doruklara çıkaracak aktiviteler?
Hiçbirşey...
Hepsi...
Daha fazlası...
Benim için tatil denilince ;en azından şimdilik diye de ekleme yapayım da 2 gün sonra olur da başka bir şey eklenirse tatil kavramıma yanlış olmasın;
Deniz,şezlong,gölge,kitap ve içki geliyor : bu 5 kavramı nerede tutturursam tatil benim için orasıdır:
Hatta orası da son 3 yıldır KAŞ'tır.
Kaş'ı bundan yıllar yıllar once dayım'ın üniversite yıllarında arkadaşları ile gittiği bir yer olarak biliyordum, ara ara da çektiği resimlere bakardım hep...
Bundan 3 yıl önce de tatile araba ile gidicez nereye gidicez sorularının akabininde Kaş'ı çok seven bir arkadaşımın önerisi üzerine gittik ve 3 yıldır da gidiyoruz vee sanırım gitmeye devam ediyor olacağız
Her tatil sonu huzunludur ancak Kaş sonrası hüzün yerini başka tarifi olunmaz bir duyguya bırakıyor
"burdan hiç ayrılmasam hep burda kalsam Uğur Polat gibi,ara ara gidip gelsem büyükşehre,sıkılır mıyım acaba ? "
Tatil benim için kurumsal hayatın üzerime eklediği 1 yıllık yükün boşaltımı; eminim ki çoğunluğun da öyle
zaten kim tatilde yüklenip geri dönmek ister ki ?
Kaş benim ben olduğum ;gittiğimde yeniden doğduğum döndüğümde büyüdüğüm yer sanki
2 şezlong'um 3 şemsiyem yani gölgem,denizim,içkilerim,okunacak kitaplarım ve mezelerim var...
Ben bügün itibariyle Kaştan döneli 1 gün olmuş,hafızasını geri yüklemeye çalışan bir insanım
önümüzdeki bir yıl şu anki tazeliğimi korumaya çalışacağım.
Deniz?
Havuz?
Kızgın kumsaldan buz gibi sulara atlamak?
Yaylada yeşillikler içinde uzanmak?
Tarihi yerlerde bulunmak?
Yurtdışında yeni yerler keşfetmek?
Adrenalini doruklara çıkaracak aktiviteler?
Hiçbirşey...
Hepsi...
Daha fazlası...
Benim için tatil denilince ;en azından şimdilik diye de ekleme yapayım da 2 gün sonra olur da başka bir şey eklenirse tatil kavramıma yanlış olmasın;
Deniz,şezlong,gölge,kitap ve içki geliyor : bu 5 kavramı nerede tutturursam tatil benim için orasıdır:
Hatta orası da son 3 yıldır KAŞ'tır.
Kaş'ı bundan yıllar yıllar once dayım'ın üniversite yıllarında arkadaşları ile gittiği bir yer olarak biliyordum, ara ara da çektiği resimlere bakardım hep...
Bundan 3 yıl önce de tatile araba ile gidicez nereye gidicez sorularının akabininde Kaş'ı çok seven bir arkadaşımın önerisi üzerine gittik ve 3 yıldır da gidiyoruz vee sanırım gitmeye devam ediyor olacağız
Her tatil sonu huzunludur ancak Kaş sonrası hüzün yerini başka tarifi olunmaz bir duyguya bırakıyor
"burdan hiç ayrılmasam hep burda kalsam Uğur Polat gibi,ara ara gidip gelsem büyükşehre,sıkılır mıyım acaba ? "
Tatil benim için kurumsal hayatın üzerime eklediği 1 yıllık yükün boşaltımı; eminim ki çoğunluğun da öyle
zaten kim tatilde yüklenip geri dönmek ister ki ?
Kaş benim ben olduğum ;gittiğimde yeniden doğduğum döndüğümde büyüdüğüm yer sanki
2 şezlong'um 3 şemsiyem yani gölgem,denizim,içkilerim,okunacak kitaplarım ve mezelerim var...
Ben bügün itibariyle Kaştan döneli 1 gün olmuş,hafızasını geri yüklemeye çalışan bir insanım
önümüzdeki bir yıl şu anki tazeliğimi korumaya çalışacağım.
4 Temmuz 2011 Pazartesi
Şirine
5 Ağustos da "Şirinler" vizyona giriyor
Neden bilmiyorum :P ama duygusal bir bağ var film ile aramda,merakla bekliyorum
Nedeni ise ismim ile alakalı değil,yıllardır süregelen Şirineeee takılmacaları ile de hiç alakalı değil
Kendimi hiçbir zaman Şirine ile bir tutmadım ,hatta kendisi ile hiç ortak özelliğim olmadığı için içten içe üzülmüşümdür
Ama sanırım şimdi Şirine olmak istiyorum :)
Şu an tek derdim hangi Şirine olsam ?
Kaynakça:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&ArticleID=1054533&CategoryID=138
Neden bilmiyorum :P ama duygusal bir bağ var film ile aramda,merakla bekliyorum
Nedeni ise ismim ile alakalı değil,yıllardır süregelen Şirineeee takılmacaları ile de hiç alakalı değil
Kendimi hiçbir zaman Şirine ile bir tutmadım ,hatta kendisi ile hiç ortak özelliğim olmadığı için içten içe üzülmüşümdür
Ama sanırım şimdi Şirine olmak istiyorum :)
Şu an tek derdim hangi Şirine olsam ?
Kaynakça:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&ArticleID=1054533&CategoryID=138
3 Temmuz 2011 Pazar
Fasulye yatağında Enginar
Neye niyet kime kısmet diye bir söz vardır
Bu söz bu hafta sonu için bize
Neye niyet neye kısmet oldu...
Çimlere uzanıp biralarımızla festivalde çoşacakken
Kendimi
Evde kedi gibi geri gerim gerinerek uzanırken
Wimbledon bayanlar finalini seyrederken
Pazardan fasulye alıp
Evde Fasulye yatağında Enginar yaparken buldum
Neyseki çimler orada ve hava durumu raporlarına göre de güneş sıcak sıcak daha 3 ay bizimle beraber
Ben tarifi yazayım
Çok basit ve sağlıklı bir yemek
Başka birşey yemenize gerek yok.
Zeytinyağlı fasulye'yi nasıl yapıyorsanız oyle yapın
Ben sarımsaklı yapıyorum , fasulte pişerken ki aldığım sarımsak kokusunu hiçbirşeye değişmem.
Tarif
Yayvan tavaya halka dilimi doğranmış soğanları yayın
Tuzla beraber soğanları üvezleyin
Şimdi enginarları tencereye yerleştirin
Uzerlerine bezelye ve patates ( ya da garnatür alın, daha basit)
Lİmon sıkın
Bir kaç parça limon kabugunu da tencereye yerleştirin
Zeytinyağı
Su
Tuz,şeker
Pişmeye bırakıın
Enginarı nasıl seviyorsanız: az pişmiş,çok pişmiş
Ona göre de tencerenin altını kapatın.
Yanına cacıkla da şahane olur...
30 Haziran 2011 Perşembe
Xtir...
Deşarj olmak denince akla gelen ilk eylem neden küfür ?
Mesela futbol maçlarının ,oyunu seyretme dışında koro halinde söylenen küfürleri ile meşhur olduğunu herkes bilir
Acaba maksat toplu küfür yoluyla
-evde eşe söylenemeyen cumlelerin hırsı mıdır ?
-hakkını yedigini dusundugun şahıslara soyleyemediklerinin icinde patlamasının dısa yansıması mıdır ?
-hayatla olan uyumsuzlugunun dışa vurumu mudur?
-seni trafikte anlamsız kornalarıyla rahatsız eden şöföre mi göndermedir?
-kafası basmayıp seni gun içinde çileden çıkaran insanlara toplu atıf mıdır ?
-yoksa kendine midir?
Sonuç olarak sahada gerçekleşen eylemden bağımsız orada olmanın en keyifli yanı atıp tutma yani kuftetmektir.
Peki kufretmenin sırrı nedir ?
Insan kufrederken neden kendini iyi hisseder arkadaş ?
Küfür ruhu mu temizler yani ?
Anlatılanlar,yazılanlar,yogalar,meditasyonlar,kuantum olumlamalar
Boşuna mı okuduk,saçları ağırttık :)
Xtir et deyince sanki herşey daha mı kolay yoksa
Evet daha kolay
Xtir :))
24 Mayıs 2011 Salı
Bitmez tükenmez derslerimden biri daha
Çoğu insan için hayatın en hüsran verici yanlarından biri, diğer insanların davranışlarını anlayamamaktır. Onları "masum" yerine "suçlu" görme eğilimimiz vardır. Başkalarının sadece bize sinir bozucu gelen davranışlarına, yorumlarına, cimriliklerine ve bencilliklerine odaklanmaya pek hevesliyizdir; o zaman da çok bozuluruz. Eğer davra...nışlara fazla odaklanırsak, insanlar bizi mutsuz ediyormuş gibi görünebilir.
Wayne Dyer bir konferansında şöyle bir esprili tavsiyede bulunmuştu: "Sizi rahatsız eden tüm insanları toplayıp bana getirin. Ben onları tedavi ederim, siz de rahat edersiniz." Elbette, olacakşey değildi bu.İnsanların tuhafşeyler yaptıkları doğrudur, (kim yapmaz ki?) ama buna bozulan biz olduğumuza göre, değişmesi gereken de biziz. Ben burada şiddeti, veya bunun gibi çarpık davranışları kabullenip, hoş görmekten bahsetmiyorum. Önerim sadece insanların
davranışları karşısında daha az rahatsız olmayı öğrenmenizdir.
Masumiyeti görebilmek bir dönüşüm yapabilmenin en önemli gerecidir. Bu dönüşüm sonucu, birisi beğenmediğimiz biçimde davranmışsa, kendimizi davranışın biçiminden uzaklaştırıp, ardında yatana bakabilir ve o kişinin art niyet-sizliğini görebiliriz. Düşünce tarzımızdaki bu küçük değişiklik çoğu zaman bizi hemen halden anlayan bir konuma getiriverir.
Arasıra bana acele etmem için baskı yapan insanlarla çalışırım. Çoğu kez beni hızlandırmak için kullandıkları ifadeler kabadır. Eğer onların sözcüklerine ve ses tonlarına kapılacak olsam rahatsızlık duyarım; hatta, öfkeli karşılıklar verebilirim. Onları "suçlu" olarak görürüm. Oysa, benim acelem olduğu zamanlarda hissettiğim telaşlılığı
hatırlayabilirsem, onların davranışlarındaki masumiyeti görebilirim. En sinir bozucu davranışın ardında bile, anlayış görmek için çırpman mutsuz bir insan vardır.
Bundan böyle ne zaman birisi size tuhaf gelen bir davranışta bulunursa, onun davranışının ardındaki masumiyeti görmeye çalışın. Eğer halden anlamaya hazırlıklıysanız, bunu görmek zor olmayacaktır. Art niyet olmayışını, gördükten sonra da, o davranış sizi artık rahatsız etmeyecektir. Başkalarının davranışına sinirlenmediğiniz zaman da hayatın güzelliklerine odaklanmak çok daha kolay olur.
Kaynak : Ufak Şeyleri Dert Etmeyin - Richard Carlson
Wayne Dyer bir konferansında şöyle bir esprili tavsiyede bulunmuştu: "Sizi rahatsız eden tüm insanları toplayıp bana getirin. Ben onları tedavi ederim, siz de rahat edersiniz." Elbette, olacakşey değildi bu.İnsanların tuhafşeyler yaptıkları doğrudur, (kim yapmaz ki?) ama buna bozulan biz olduğumuza göre, değişmesi gereken de biziz. Ben burada şiddeti, veya bunun gibi çarpık davranışları kabullenip, hoş görmekten bahsetmiyorum. Önerim sadece insanların
davranışları karşısında daha az rahatsız olmayı öğrenmenizdir.
Masumiyeti görebilmek bir dönüşüm yapabilmenin en önemli gerecidir. Bu dönüşüm sonucu, birisi beğenmediğimiz biçimde davranmışsa, kendimizi davranışın biçiminden uzaklaştırıp, ardında yatana bakabilir ve o kişinin art niyet-sizliğini görebiliriz. Düşünce tarzımızdaki bu küçük değişiklik çoğu zaman bizi hemen halden anlayan bir konuma getiriverir.
Arasıra bana acele etmem için baskı yapan insanlarla çalışırım. Çoğu kez beni hızlandırmak için kullandıkları ifadeler kabadır. Eğer onların sözcüklerine ve ses tonlarına kapılacak olsam rahatsızlık duyarım; hatta, öfkeli karşılıklar verebilirim. Onları "suçlu" olarak görürüm. Oysa, benim acelem olduğu zamanlarda hissettiğim telaşlılığı
hatırlayabilirsem, onların davranışlarındaki masumiyeti görebilirim. En sinir bozucu davranışın ardında bile, anlayış görmek için çırpman mutsuz bir insan vardır.
Bundan böyle ne zaman birisi size tuhaf gelen bir davranışta bulunursa, onun davranışının ardındaki masumiyeti görmeye çalışın. Eğer halden anlamaya hazırlıklıysanız, bunu görmek zor olmayacaktır. Art niyet olmayışını, gördükten sonra da, o davranış sizi artık rahatsız etmeyecektir. Başkalarının davranışına sinirlenmediğiniz zaman da hayatın güzelliklerine odaklanmak çok daha kolay olur.
Kaynak : Ufak Şeyleri Dert Etmeyin - Richard Carlson
22 Mayıs 2011 Pazar
Patlıcan Oturtma
Patlıcan'ın mevsimi geldi
Her çeşidini itina ile yapabilirim (salatasını,zeytinyaglısını,sıcaklarını)
Daha 2 gun once karnıyarık yedik kesmemiş olsa gerek pazardan yine patlıcan aldık
Sıra patlıcan oturtmaya geldi
Kendisi en az karnıyarık kadar meşakatli bir yemek ancak kendim yaptım da o yuzden mi bilemiyorum
çok nefis oldu
Malzemeleri veriyorum
250gr-500 gr arası kıyma ( bu patlıcan içinde ne kadar kıyma gormek istediğinize bağlı)
5 adet patlıcan
1 baş soğan
5 tane sivri biber
3 iri domates
biber salçası
Tuz
Karabiber
Kofte yapımında kullanılan diger baharatlar (bu sizin yaratıcılık ve damak zevkinize gore)
Nasıl yapılıyor peki?
1.)Bir tencereye kıymayı ve kup kup dogradıgınız soganları ve az miktar yag ile kavurmaya başlıyorsunuz
2.)Kıyma ve soganlar kavrulunca üzerine rendelenen domatesleri
ve ardından kucuk kucuk dogranan sivri biberleri ekliyorsunuz
3.)Baska bir kapta biber salçası su ile uzevlenir ve tencereye dokulur
4.)tuz,karabiber ve diger baharatlar eklenir
5.)Kıyma harcı pişirilmeye bırakılır, koku burnunuza gelince ocagın altını kapatabilirsiniz.
Bu arada
6.)patlıcanları alaca soyup kup kup dograyın ve kızartın
7.)Kızaran patlıcanları kıyma harcının uzerine dokun
8.)Tencereye biraz sıcak su ekleyin
9.) 5 dk da pişirin
10.) 10 adımda bitti :)
Yanında ne yenir ?
Domatesli pilav
ve
Cacık
Zorluk derecesi
Patlıcanlar kızarırken siz de kızarıyorsunuz
Onun dışında oldukça basit
Not: resim iphone'umdan oldugu için yemek kadar şahane olmadı...
Her çeşidini itina ile yapabilirim (salatasını,zeytinyaglısını,sıcaklarını)
Daha 2 gun once karnıyarık yedik kesmemiş olsa gerek pazardan yine patlıcan aldık
Sıra patlıcan oturtmaya geldi
Kendisi en az karnıyarık kadar meşakatli bir yemek ancak kendim yaptım da o yuzden mi bilemiyorum
çok nefis oldu
Malzemeleri veriyorum
250gr-500 gr arası kıyma ( bu patlıcan içinde ne kadar kıyma gormek istediğinize bağlı)
5 adet patlıcan
1 baş soğan
5 tane sivri biber
3 iri domates
biber salçası
Tuz
Karabiber
Kofte yapımında kullanılan diger baharatlar (bu sizin yaratıcılık ve damak zevkinize gore)
Nasıl yapılıyor peki?
1.)Bir tencereye kıymayı ve kup kup dogradıgınız soganları ve az miktar yag ile kavurmaya başlıyorsunuz
2.)Kıyma ve soganlar kavrulunca üzerine rendelenen domatesleri
ve ardından kucuk kucuk dogranan sivri biberleri ekliyorsunuz
3.)Baska bir kapta biber salçası su ile uzevlenir ve tencereye dokulur
4.)tuz,karabiber ve diger baharatlar eklenir
5.)Kıyma harcı pişirilmeye bırakılır, koku burnunuza gelince ocagın altını kapatabilirsiniz.
Bu arada
6.)patlıcanları alaca soyup kup kup dograyın ve kızartın
7.)Kızaran patlıcanları kıyma harcının uzerine dokun
8.)Tencereye biraz sıcak su ekleyin
9.) 5 dk da pişirin
10.) 10 adımda bitti :)
Yanında ne yenir ?
Domatesli pilav
ve
Cacık
Zorluk derecesi
Patlıcanlar kızarırken siz de kızarıyorsunuz
Onun dışında oldukça basit
Not: resim iphone'umdan oldugu için yemek kadar şahane olmadı...
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Budur İşte
Sabah uyanabilmek;
Havayı içine soluyabilmek,
Fırına gidip sıcak ekmek Bakkaldan ise gazete alabilmek,
Gündemi takip edebilmek,
Sevdiğin yazarları okuyabilmek,
Bunları tartışabilmek,konuşabilmek,
Yürüyebilmek uzun uzun,
Sonra yorulabilmek,
Öğlen ne pişireceğini düşünmek ( çalışan kadınlar için sadece hafta sonu geçerlidir :) )
Kitap okuyabilmek,
Fonda klasik müzik dinleyebilmek, ( digiturk olanlar için kanal 102 : mezzo :) )
Çiçeklere su verebilmek ,kuruyanlar için üzülebilmek
Bloguma yazı yazabilmek,
Telefon rehberinden arkadaşları arayabilmek,kısa ama icten konusmalar yapabilmek
30 yaşından sonra basketbola başlayabilmek,turnike'yi yarım yamalak da olsa atabildiğine sevinmek :)
Akşam ne pişiriceğini düşünmek
Hafta sonu olduğu için yemek pişirmekten vazgeçmek
En keyif aldığın bar'a gitmeye karar verebilmek
Çakır keyif olabilmek
20 Mayıs 2011 Cuma
Hakan'ın talibi Ayşegül stüdyomuzda
Erkek :Öncelikle hoşgeldiniz ,Kendinizden biraz bahseder misiniz ?
Kadın:20 yaşındayım,akrep burcuyum,duygusalım,romantigim
Erken:ohh o zaman burcunun ozelliklerini taşıyorsun
Kadın: gecen gun şarkı soyluyordunuz,cok etkilendim,sadece sizin için geldim
Erkek:Sormak istediğiniz şeyler var ise cevaplayayım
Kadın:Ne işle meşgulsunuz
Erkek: Zırvalar birseyler
Kadın:Ev kendi evin mi ?
Erkek:Ailemle yaşıyorum
Kadın:hmmm
Kadın:evlendikten sonra ?
Bu kadar 2 dakika sohbet üzerine
Sunucu ve studyo konuklarının ısrarcı bakışları ve anlamsız sözleri üzerine
Tamam bir çay içelim
Şansımızı deneyelim
Allah aşkına ne şansı, kızcagizim daha 20 yaşındasın
ne oldu sana ne yaptılar da 20 yaşında eyvah sanırım aile kuramayacagim tribine girdin ve programa dokuldun?
Tamam bundan 30-40 yıl once boyle bir toplumsal kuramımız vardı; çünkü kadınların esamesi okunmuyordu,toplum erkeklerden meydana geliyordu,kadinlarımız ,genç kızlarımız ,analarımız 2. planda yer alan kahramanlarımızdı.Askere gidip gelen erkek dışarı kaçmasın aman hayat kadınına gonlunu kaptırmasın diye everiliyorlardı : gorucu usulu ya da şansın varsa çeşme başında aşık olduğun kız ile evleniyordun.
Dünya 90'ların başında yavaş yavaş 2000'li yılların başı itibariyle hızını ongoremediğimiz şekilde değişti,değişiyor.
Teknolojinin hayatımızda olmazsa olmaz olması,herşeyin görünür kılınması,bilgi'ye ulaşabilme kolaylılığı,akıllı telefonlar hayatlarımızın seyrini değiştirdi.
Öncelikle kadınlar artık okuyor,okuduktan sonra çalışma istiyor,kendi ayaklarının uzerinde durmak istiyor; ben de varım demek istiyor.Yuzde her ne kadar dusuk olsa da ben de varım diyor
Bundan 10 sene sonra farklı olacak,bir 10 sene sonra daha farklı olacak.
Eyy kadınlar!!!
Aile kurma isteği genlerimizden geliyor evet;çok da doğal bir istek bu
Ama herkes kendi kalitesini kendi belirler
20 yaşında eş bulmak için TV de 2 dk konustugun bir insan ile ne şansından bahsediyoruz
Her kotu kader kendini kandırmak ile başlar
Bu sadece 20 yaş 30 yaş 40 yaş meselesi değil
Koca,eş,hayat arkadaşı,partner ya da her ne diyorsanız adına
Kendinizi aile kurmanın son eşiğindeyim,yaşım geçiyor psikopozuna sokmayın
Elimde bu kaldı bununla evleneyim bari
Eşe,dosta,programa haber salalım koca bulalım sendromundan çıkamadığımız sürece
Mutsuz kadınlar topluluğu oluşturacağız
Bu da kendi sonucunu doğuracak
Sorunlu aileler,çocuklar ve kadınlar
Seçilen değil ,Seçen olalım
Böyle bir şey mumkun olabiliyorsa sevgili okuyanlar
Kadın:20 yaşındayım,akrep burcuyum,duygusalım,romantigim
Erken:ohh o zaman burcunun ozelliklerini taşıyorsun
Kadın: gecen gun şarkı soyluyordunuz,cok etkilendim,sadece sizin için geldim
Erkek:Sormak istediğiniz şeyler var ise cevaplayayım
Kadın:Ne işle meşgulsunuz
Erkek: Zırvalar birseyler
Kadın:Ev kendi evin mi ?
Erkek:Ailemle yaşıyorum
Kadın:hmmm
Kadın:evlendikten sonra ?
Bu kadar 2 dakika sohbet üzerine
Sunucu ve studyo konuklarının ısrarcı bakışları ve anlamsız sözleri üzerine
Tamam bir çay içelim
Şansımızı deneyelim
Allah aşkına ne şansı, kızcagizim daha 20 yaşındasın
ne oldu sana ne yaptılar da 20 yaşında eyvah sanırım aile kuramayacagim tribine girdin ve programa dokuldun?
Tamam bundan 30-40 yıl once boyle bir toplumsal kuramımız vardı; çünkü kadınların esamesi okunmuyordu,toplum erkeklerden meydana geliyordu,kadinlarımız ,genç kızlarımız ,analarımız 2. planda yer alan kahramanlarımızdı.Askere gidip gelen erkek dışarı kaçmasın aman hayat kadınına gonlunu kaptırmasın diye everiliyorlardı : gorucu usulu ya da şansın varsa çeşme başında aşık olduğun kız ile evleniyordun.
Dünya 90'ların başında yavaş yavaş 2000'li yılların başı itibariyle hızını ongoremediğimiz şekilde değişti,değişiyor.
Teknolojinin hayatımızda olmazsa olmaz olması,herşeyin görünür kılınması,bilgi'ye ulaşabilme kolaylılığı,akıllı telefonlar hayatlarımızın seyrini değiştirdi.
Öncelikle kadınlar artık okuyor,okuduktan sonra çalışma istiyor,kendi ayaklarının uzerinde durmak istiyor; ben de varım demek istiyor.Yuzde her ne kadar dusuk olsa da ben de varım diyor
Bundan 10 sene sonra farklı olacak,bir 10 sene sonra daha farklı olacak.
Eyy kadınlar!!!
Aile kurma isteği genlerimizden geliyor evet;çok da doğal bir istek bu
Ama herkes kendi kalitesini kendi belirler
20 yaşında eş bulmak için TV de 2 dk konustugun bir insan ile ne şansından bahsediyoruz
Her kotu kader kendini kandırmak ile başlar
Bu sadece 20 yaş 30 yaş 40 yaş meselesi değil
Koca,eş,hayat arkadaşı,partner ya da her ne diyorsanız adına
Kendinizi aile kurmanın son eşiğindeyim,yaşım geçiyor psikopozuna sokmayın
Elimde bu kaldı bununla evleneyim bari
Eşe,dosta,programa haber salalım koca bulalım sendromundan çıkamadığımız sürece
Mutsuz kadınlar topluluğu oluşturacağız
Bu da kendi sonucunu doğuracak
Sorunlu aileler,çocuklar ve kadınlar
Seçilen değil ,Seçen olalım
Böyle bir şey mumkun olabiliyorsa sevgili okuyanlar
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Erguvanlar açar ve nihayet Bahar görünür
Erguvanlar açar,Bahar gelir
Bulut çekilir,Güneş açar
Sisli puslu yağmurlu günler yerini açık,temiz ve sıcak günlere bırakır
Denize girme zamanı gelir
Buzlu mocha Baileys ile iyi gider
Rakı balığın tadına daha da bir varılır
Soğuk bira daha da bir keyif verir
Depresif hava yerini zıt kardesi Manik'e devreder
Pazar gunu koymaz insana
Aşık olmak daha kolaydır
Insanın için sebepsiz kıpırdar
Tiril tiril elbilseler
Şıfıdık terlikler
Daha ne olsun Yaz geliyor müjdeleriyle...
Bulut çekilir,Güneş açar
Sisli puslu yağmurlu günler yerini açık,temiz ve sıcak günlere bırakır
Denize girme zamanı gelir
Buzlu mocha Baileys ile iyi gider
Rakı balığın tadına daha da bir varılır
Soğuk bira daha da bir keyif verir
Depresif hava yerini zıt kardesi Manik'e devreder
Pazar gunu koymaz insana
Aşık olmak daha kolaydır
Insanın için sebepsiz kıpırdar
Tiril tiril elbilseler
Şıfıdık terlikler
Daha ne olsun Yaz geliyor müjdeleriyle...
5 Mayıs 2011 Perşembe
Cunda'dan gecerken...
Yolumuz'un yeni yasimda Cunda'dan gececegi varmis;
Deniz kenarında balikcilar
Dunyanin en guzel mezeleri
Taze yeşillikler
Temiz hava
ve
Sevdiklerim
Insan baska ne isteyebilir ki ?
Kendinin ne oldugunu,nerden geldigini,ne yaptıgını unutuyorsun orada
Birsey olmustu 1 gun once,canımı sıkmıslardı
Birine hiddetlenmiştim yine
Gerim gerim olmustum
Neydi ki o sahi ?
Hatırlamıyorum
Isın acikcasi umrumda da degil
Unuttum herseyi
Tek hatırladıgım sevdiklerim
Gelecek guzel gunlerim
Bu hisler ile girdim yeni yasima
Demek ki neymiş
Kendinden kacmak için Cunda'ya gidilirmiş...
26 Nisan 2011 Salı
Saygı
Insan kime saygı duyar ?
Kendinden yaşça büyük olana mı ?
Daha güzel/yakışıklı olana mı?
Sana değer katana mı ?
Sana değer verene mi ?
Karizması olana mı?
Donanımı senden fazla olana mı ?
Bilgisi olana mı?
Hayata farklı açıdan bakanlara mı?
Küçük oyunlar peşinden koşmayanlara mı ?
Rol yapmayanlara mı?
Politik olmayanlara mı?
Senden rol çalma çabası içinde olmayanlara mı?
Sana el uzatanlara mı?
Sana yeni şeyler öğretenlere mi ?
İnsan gerçekten kime saygı duyar ?
Hayatını kurnazlığa adadıysan,dünyanın en kurnaz adamına saygı duyarsın
Dangalaksan,dangalakları ideolun yaparsın
Safsan,etrafında kendin gibi saf insan ararsın
Benim gibi öğrenme açı bir insansan ,öğrenebildiğin insana saygı duyarsın,öğrettiğin insanlara değil...
21 Nisan 2011 Perşembe
Değerini kaybetmediklerimden misin ?
Hayatın bu şaşırtan yanını seviyorum işte,sadece bunları görmek için bile yaşamaya değer kardeşim...
Böyle hiç ummadığın anda pat diye gelen şey sonsuz mutluluk verir ya işte öyle bir şey
Son 1,5 aydır rutinim olan iş sonrası eve gelip yemek yedikten sonra bilgisayarımın başında MBA projemi hazırlarken;bunaldığım anlarda göz gezdirdiğim sosyal medya ağlarımdan aldığım ani habere göre tüm bloglar açılmıştı,kontrol etmemi istiyordu hiç görmediğim sanal arkadaşlarım
sanallardı ama doğru söylüyorlardı:açılmıştı
Yeniyineyeniden :)
Sana ait olan birşeyin ,senin elinde olmayan nedenlerden dolayı varoluşunun son bulması hoş birşey değilmiş: iyi ama sevgili Evren ben bunu zaten biliyordum;bilmiyor muydum yoksa?
Değer denilen soyut kavramın anlaşılması için birşeylerin yok olmaları mı gerekiyordu illa ?
Hoşgeldin hayatıma...
Kaybedilenlerin,tekrar hayata girmesinin
Beklenmeyen zamanlarda hayata giren olguların tadına varmanın keyfini yaşattığın için teşekkür ederim
Böyle hiç ummadığın anda pat diye gelen şey sonsuz mutluluk verir ya işte öyle bir şey
Son 1,5 aydır rutinim olan iş sonrası eve gelip yemek yedikten sonra bilgisayarımın başında MBA projemi hazırlarken;bunaldığım anlarda göz gezdirdiğim sosyal medya ağlarımdan aldığım ani habere göre tüm bloglar açılmıştı,kontrol etmemi istiyordu hiç görmediğim sanal arkadaşlarım
sanallardı ama doğru söylüyorlardı:açılmıştı
Yeniyineyeniden :)
Sana ait olan birşeyin ,senin elinde olmayan nedenlerden dolayı varoluşunun son bulması hoş birşey değilmiş: iyi ama sevgili Evren ben bunu zaten biliyordum;bilmiyor muydum yoksa?
Değer denilen soyut kavramın anlaşılması için birşeylerin yok olmaları mı gerekiyordu illa ?
Hoşgeldin hayatıma...
Kaybedilenlerin,tekrar hayata girmesinin
Beklenmeyen zamanlarda hayata giren olguların tadına varmanın keyfini yaşattığın için teşekkür ederim
15 Şubat 2011 Salı
İleri Demokrasi
Tehlikenin Farkında miyiz ?
Farkindayiz;ama umursamiyoruz
O zaman bu nasil bir farkindalik ?
Laf söylemeye gelince ( ki buna aslinda bende dahilim) etkileyici konusmalar yaparak
kendi sosyal çevremiz içinde güzel liderlik vasiflari sergileyebiliyoruz da
aksiyon kismi -zayif
Etrafimda 3 ceşit insan var
1.grup:Artistler
yas grubu benden 5-6 yas küçük olan: iş hayatlarina yeni atılmış afacanlar
apolitkler,duyarsizlar ama ataturkculer kendilerini laik olarak tanimliyorlar
RTE karsitilar ama gundem onlar icin twitter da yazilanlardan,facebook'ta paylasilan videolardan ibaret.
Görüntü var ama ses gelmiyor bu artistlerden
2.grup:Moğollar
yas grubu benimle aynı olanlar ve uzerindekiler
gundemi takip edenler,ulkenin gelecegi icin endise duyanlar,rakı sofralarinda memleket kurtaranlar,kurtarırken paket paket sigaralari tuketenler ya da tuketenlerin yaninda duman soluyanlar,
cumhuriyet okuyanlar,haftasonu Sozcu okuyanlar,Kemal Kilicdaroglunun liderligini begenmeyip durustlugune alkis tutanlar,RTE'ye tahammul edemeyenler,farkinda olanlar,sozde naiflere kizgin olanlar.
Neden bilmiyorum bu gruba Moğollar demek istedim.
3.grup:Dısardakiler
1.ve 2. grubun istisnalari
Zehir gibi afacanlar,
Eski solcu yeni sagcilar
Şimdi gelelim sadede
Muhalif düşünceleri ve araştırmacı gazeteci kimliği ile bilinen Soner Yalçın’ın evi ve Odatv basılmıştır.
Aşağıdaki paragraf Oda TV den alıntıdır :
Hükümetiniz döneminde muhalif düşünceleri ile bilinen kaç bilim adamı, akademisyen ve gazeteci gözaltına alınmış veya tutuklanmıştır? İlk gözaltına alınma tarihleri nedir? Sonuçlanan dava var mıdır?
Sonuçlanmayan davalar nedeniyle Hizbullah militanları serbest bırakılırken, Ergenekon ve Balyoz davaları kapsamında kaçma ve delil karatma olanağı bulunmayan gazeteci ve askerlerin gözaltına alınması hukuk devletiyle bağdaşır mı? Söz konusu davalara bakan hâkimleri değiştirerek, ülkemize uzun yıllar hizmet vermiş insanların tutuklanması hukuka olan güveni zedelemez mi? AKP kendi hukukunu mu yaratmaktadır?
Yaşanan olaylar, hükümetin basın özgürlüğünü engellemek ve muhalif düşünceleri susturmak için baskı uyguladığı iddialarını doğrulamıyor mu?
Muhalif görüş ve yazılarıyla bilinen kaç köşe yazarı hükümetiniz döneminde görevinden edilmiştir? Hükümetiniz bu gücü nereden almaktadır?"
Türkiye korkunç bir İleri demokrasi oyunu içindedir.
Tehlikenin farkında misiniz ?
14 Şubat 2011 Pazartesi
Günler...
Mayıs'in ilk pazarı,Haziran ayının ikinci pazarı,Aralık'in ilk gunu,Mart'ın son gunu,Temmuz'un 5'i,
Şubat'ın 14'ü ve devamı...
Bir abla olarak Ablalar günü de istiyorum hatta potansiyel teyze adayıyım Teyzeler gunu de olsun lutfen.
Sonuç:Kutlanması gereken günler,kutla!
Eylem: Hediye al,samimiyetsiz telefon konusmalari yap,öpüş,koklaş,kutlamaya yaraşır davran
Peki...
Biraz önce alisveristen geldim; erkeklerin %85'nin elinde çiçek var
Alisveris merkezinde almayani dovuyorlar zaten; "almayan erkek kütük olduğunu damgalayacaktır ey ahali duyurulur" gibi bir psikolojiye sokmuslar adamcagizlari
Anlayan,anlamayan,kutlamak isteyen -istemeyen herkes almis belli
Ama benim gözümde en acikli olan hikayeler :
en sevgisiz çiftlerin 14 Şubat yemeği çatısı altında yaptıklari
jiks bir mekanda yapılan duygusuz yemekler
ya da tam tersi
sevgi pıtırcıkları olduklarını sanan ama alakaları olmayan ,vıcık vıcık çiftlerin sarmaş dolaş yedikleri yemekler
Bu her iki hikayenin de ortak özelliği
sevgililer gününü kutluyor olmalari ancak sevgi kavramı ile yakından uzaktan alakaları olmamalari
ne ironi ama
Sevginin güne,kutlamaya,hediyeye ihtiyacı var mi?
Ama hatırlanmaya ihtiyacı var...
Özdemir Asaf ile kapatayım bugunü
AŞKIN BALADI
Andırırsın beni bana, bana beni,
Dediklerinde, duyduklarında, Yazdıklarımda seni bana, bana seni, Söylemesem bile, saklamadıklarımda. Ah hep aklımda, hep aklımda; Andırırsın seni sana, sana seni, Gözlerinde, kulaklarında, dudaklarında. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






